An
Gelecek bilinmeyendir. İnsan da bilinmeyenden,
belirsizliklerden korkar; geleceği kurgulamak, insanı geleceğe hazırladığı gibi
gerçek olmayan, gerçekleşmemiş her olaydan korkmasına, kaygılanmasına belki de
gerçekleştirebileceği şeylerden geri adım atmasına sebep olabilmektedir. İleri
tasarı bir dünyada yaşamak, bireye simülasyon imkânı sağlarken milyonlarca
olasılığın ihmal edildiği basit prodüksiyonlu bir kurgunun izleyicisi haline de
getirebilmektedir.
Geçmiş… Acı tatlı tecrübelerin
günlüğü... Ders çıkarıp daha iyisini yapmaya çalışmadıkça bu günlüğün daimî
tekrarlı katibi olmak ancak ‘’arabesk kültürün öğretisi’’ olabilir ya da 80
yaşına gelmiş tonton teyzenin geçmişte elini sallayıp ellisine vurduğu !? çok
olaylı gençlik anılarını hatırlayıp tebessüm etmesi de ‘şu anı
yaşamaktan’ vazgeçtiği anlamına gelir.
İnsanın varlığı zamana bağlıdır.
Ancak ne geçmişte ne gelecekte vardır, birey yalnızca ‘’şu an’’ vardır. Arthur
Schopenhauer’in sözünü aktarmak isterim: ‘’Var olmuş olan artık var değildir;
hiç var olmamış olan kadar vardır ancak. Fakat var olan her şey, bir sonraki
anda çoktan var olmuş kabul edilir. Bu yüzdendir ki büyük öneme sahip, ama
geçip gitmiş olan bir şey ne kadar önemsiz olursa olsun, şu anda mevcut olan
bir şeyden daha aşağıdır; çünkü sonuncusu bir gerçekliktir ve bir şeyin hiçbir
şey karşısında durumu ne ise onun durumu da ilki karşısında odur.’’
ACT
(28.11.2019 tarihinde
yazılmıştır.)
18.06.20 Tarihinde Şunu Eklerim A Dostlar,
Zamanın kıymetini defalarca
farklı meclislerde tartıştınız, farklı ibretlik öykülerde defalarca önemini
hatırladınız ama yine de unuttunuz, tebrikler. Bu sebeple, zamanın önemi
konusunda tekrar tekrar vurgu yapmam embesillik olacaktır. Önemli olan şudur ki
yaşadığımız anı bütün duyularımızla algılayabilelim ve yaşadığımızı her an fark
edebilelim; ancak bu bizi ‘’hayatımızın gerçek tanığı’’ yapar.
Hayatımızda risk almadığımız
sürece etrafımızda gördüğümüz binlerce stok yaşam modelinin tekrarından başka bir hayat yaşama
ihtimalimiz yoktur. Bizim iki hücrenin birleşmesiyle var olmamız, nasıl bir ihtimalin
eseriyse bu Dünya’da da potansiyelimizi ortaya koymamız bir ihtimalden öte
değildir. O sebeple var olan potansiyelin açığa çıkması beklenmemelidir, bunun için
harekete geçilmelidir. Ya, var gücünle var olmak için çabalarsın ya da sıradanlığın zindanında esaretini yaşarsın.
Hayat daima stabil bir rotada
seyretmeye meyillidir. Yeter ki organizma aç kalmasın, vücut sıcaklığı düşmesin,
güvenli bir ortamda barınabilsin. Böylesi ilkel bir ortam, sizi hayatta
tutuyorsa bu organizmanız için yeterli olandır; ancak benliğiniz için hiçbir zaman
yeterli olamaz, olmamalıdır da. Böylesine köhne bir ortama terk ediyorsanız vücutlarınızı; ben onun kıymetsiz yöneticisine acırım.
Ey insanoğlu, doğdun, büyüdün, düşmeyi
de kalkmayı da bir şekilde tecrübe ettin; nihayetinde ayakta kalmayı başardın.
Şimdi yükselmek, yükselip göklere çıkmanın zamanı gelmiştir, geçmiş kuşakların
sayesinde bugün varsın; o halde gelecek kuşaklar için ‘’sen bir teminatsın’’.
ACT
18.06.2020
Yorumlar
Yorum Gönder