An


İnsan… Lineer zamanda ilerlerken geleceği geçmişe bağlayan yegâne üstün yetenekli yaratık. İnsanın dünyası beş duyusuyla algılayabildiği kadardır bu sebeple algısı, evreni kapsayıcı değildir. Bilişsel olarak farkındalığı diğer canlılara göre daha yüksek olduğundan geçmişi de geleceği de kurgulayabilmekte dolayısıyla anı yaşayamamaktadır.

 

Gelecek bilinmeyendir. İnsan da bilinmeyenden, belirsizliklerden korkar; geleceği kurgulamak, insanı geleceğe hazırladığı gibi gerçek olmayan, gerçekleşmemiş her olaydan korkmasına, kaygılanmasına belki de gerçekleştirebileceği şeylerden geri adım atmasına sebep olabilmektedir. İleri tasarı bir dünyada yaşamak, bireye simülasyon imkânı sağlarken milyonlarca olasılığın ihmal edildiği basit prodüksiyonlu bir kurgunun izleyicisi haline de getirebilmektedir.

 

Geçmiş… Acı tatlı tecrübelerin günlüğü... Ders çıkarıp daha iyisini yapmaya çalışmadıkça bu günlüğün daimî tekrarlı katibi olmak ancak ‘’arabesk kültürün öğretisi’’ olabilir ya da 80 yaşına gelmiş tonton teyzenin geçmişte elini sallayıp ellisine vurduğu !? çok olaylı gençlik anılarını hatırlayıp tebessüm etmesi de  ‘şu anı yaşamaktan’ vazgeçtiği anlamına gelir.

 

İnsanın varlığı zamana bağlıdır. Ancak ne geçmişte ne gelecekte vardır, birey yalnızca ‘’şu an’’ vardır. Arthur Schopenhauer’in sözünü aktarmak isterim: ‘’Var olmuş olan artık var değildir; hiç var olmamış olan kadar vardır ancak. Fakat var olan her şey, bir sonraki anda çoktan var olmuş kabul edilir. Bu yüzdendir ki büyük öneme sahip, ama geçip gitmiş olan bir şey ne kadar önemsiz olursa olsun, şu anda mevcut olan bir şeyden daha aşağıdır; çünkü sonuncusu bir gerçekliktir ve bir şeyin hiçbir şey karşısında durumu ne ise onun durumu da ilki karşısında odur.’’

 

ACT

(28.11.2019 tarihinde yazılmıştır.)

 

18.06.20 Tarihinde Şunu Eklerim A Dostlar,

Zamanın kıymetini defalarca farklı meclislerde tartıştınız, farklı ibretlik öykülerde defalarca önemini hatırladınız ama yine de unuttunuz, tebrikler. Bu sebeple, zamanın önemi konusunda tekrar tekrar vurgu yapmam embesillik olacaktır. Önemli olan şudur ki yaşadığımız anı bütün duyularımızla algılayabilelim ve yaşadığımızı her an fark edebilelim; ancak bu bizi ‘’hayatımızın gerçek tanığı’’ yapar.

 

Hayatımızda risk almadığımız sürece etrafımızda gördüğümüz binlerce stok yaşam modelinin tekrarından başka bir hayat yaşama ihtimalimiz yoktur. Bizim iki hücrenin birleşmesiyle var olmamız, nasıl bir ihtimalin eseriyse bu Dünya’da da potansiyelimizi ortaya koymamız bir ihtimalden öte değildir. O sebeple var olan potansiyelin açığa çıkması beklenmemelidir, bunun için harekete geçilmelidir. Ya, var gücünle var olmak için çabalarsın ya da sıradanlığın zindanında esaretini yaşarsın.

 

Hayat daima stabil bir rotada seyretmeye meyillidir. Yeter ki organizma aç kalmasın, vücut sıcaklığı düşmesin, güvenli bir ortamda barınabilsin. Böylesi ilkel bir ortam, sizi hayatta tutuyorsa bu organizmanız için yeterli olandır; ancak benliğiniz için hiçbir zaman yeterli olamaz, olmamalıdır da. Böylesine köhne bir ortama terk ediyorsanız vücutlarınızı; ben onun kıymetsiz yöneticisine acırım.

 

Ey insanoğlu, doğdun, büyüdün, düşmeyi de kalkmayı da bir şekilde tecrübe ettin; nihayetinde ayakta kalmayı başardın. Şimdi yükselmek, yükselip göklere çıkmanın zamanı gelmiştir, geçmiş kuşakların sayesinde bugün varsın; o halde gelecek kuşaklar için ‘’sen bir teminatsın’’.

 

ACT

18.06.2020


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Neden Cerrah Olmalıyım?

Umurumda Değilsiniz!

Belki