Sosyal Çukur

 

Rutinimdir… Pirüpak bir zihinle bilgisayarımın karşısına geçip en az dört sosyal medya hesabımı açıp sayfaları, profilimde ekli arkadaşlarımı, saçma sapan reklamları, önerilerdeki videoları seyretmek, okumak ve zihnimi uyuşturmak. Bu rutinim öyle bir hal aldı ki artık bunları düşünmeksizin şuursuzca peş peşe yapar oldum. Otomatize bir şekilde zamanın plansız cinayetini yapacağım mekanlara erişiyor, bütün hesaplarımı geziyorum, hepsi bitince tekrar baştan başlıyorum. Tekrar, tekrar ve tekrar… Sonra bir şekilde yoruluyorum ve yorgunluğumu fark ettiğim zaman cinayet mahallinden ayrılıyorum. İlginç.

 

Bu arada şunu söylemek isterim ki aktif bir sosyal medya kullanıcısı değilim. Yani gittiğim her yerde Japon turist gibi yediğim içtiğim her şeyi fotoğraflayıp paylaşmıyorum. Veyahut da gördüğüm her güzel manzaranın önüne geçmek terbiyesizliğinde bulunup fotoğraf çektirmiyorum. Ben sosyal medyayı fikirlerimi yaymak için de kullanmıyorum. Pekiyi, ben sosyal medyanın tam olarak neyi oluyorum, bunu kendime neden yapıyorum?

 

Bu konu hakkında kendi kendime düşündüm. Sosyal mecralarda arkadaşlarımı, tanımadığım kimseleri bir şekilde izliyorum, ne yaptıklarına bakıyorum. Ve bu noktada kesinlikle seyirci olmaktan başka bir vasıfta da bulunmuyorum. Tek yaptığım onlara karşı belki de varlığımı hatırlatacak cinsten bir davranışta bulunmak: paylaşımlarına beğeni göndermek. Öyleyse benim için, sosyal medyada var olduğunu bir şekilde duyurmaya çalışan bir asalak da diyebiliriz.

 

Bu durum yavaş yavaş canımı sıkmaya başladı. En kıymetlimi, zamanımı, amacı olmayan saçma bir gözlemcilikle harcıyorum. Ve işin tuhafı, hiçbir kârım yok bu işten. Radikal bir insan değilim. Hiçbir konuda radikal davranış sergileyemedim bugüne kadar; bir fikrim bir tepkim olsa da dışa vurmaktan imtina ettim. ‘’Aman ağzımızın tadı kaçmasın Ali Rıza Bey’’ düsturuyla hareket ettim ve bu tavrım etrafa istemsizce aklıselim bir görüntü sergilememe sebep oldu. Benliğimin sanal ortamlarda ifadesi yoktu.

 

Tası tarağı toplayıp gitmek elbette yapılabilecek makul davranışlardan biri; en azından böyle bir farkındalık kazanmışken kalan zamanı kurtarmak için mantıklı sayılır. Kendimi sanal ortamda yok etmek yerine, şu zamana kadar hiç kimsenin fark etmediği beni uzak tutacağım. O kadar.

 

Varlığımı başkalarına hissettirerek var olabilen bir canlının acizliğini yaşamak istemiyorum. O sebeple bu amansız sapık seyirleri bu noktada sonlandırıyorum. Artık sosyal medya hesaplarıma girmeyeceğim. Buradan kazandığım vakti kendime bağışlayacağım.

 

Sosyal medya bataklık değildir, daha da öte derin bir çukurdur. Bir kere düşünce bu çukura, çıkmak gelmez insanın aklına. Eğer bir görüş bildirmiyorsam, aydınlatma girişimim yoksa etrafımı neden anlamsızca duruyorum bu mecralarda. Hiçbir oyuncağa binmeyeceksem; neden ziyarette bulunayım lunaparka?

 

Kendimi kendimden uzaklaştıran, beni oyalamaktan başka bir halta yaramayan bu festivallere anlamlı bir geri dönüş amacı bulana kadar katılmayacağım. Tavsiyemdir: eğlenmediğiniz, öylesine uğradığınız, bir bakıp çıkacağınız hiçbir mekan sizin aslında olmanız gereken yer değildir. Uzak durunuz.



ACT

(blog ise daima!)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Neden Cerrah Olmalıyım?

Umurumda Değilsiniz!

Belki